İran, ABD yaptırımlarının tetiklediği derin ekonomik krizin ortasında, akaryakıt zamlarına karşı başlayan protestolarla sarsılıyor. Ülke genelinde günlerdir süren gösterilerde Uluslararası Af Örgütü’nün raporuna göre en az 143 kişi hayatını kaybederken, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullandığı ve gerçek mermiyle müdahale ettiği iddiaları gündemi sarsıyor.
Kasım ayının ortasında başlayan olaylar, kısa sürede rejim karşıtı gösterilere dönüşerek ülke genelinde geniş bir alana yayıldı. Binlerce kişi gözaltına alınırken, internetin neredeyse tamamen kesilmesi, olayların dış dünyaya ulaşmasını engelleme çabası olarak yorumlanıyor.
Protestolar Nasıl Başladı?
Protestolar, 15 Kasım 2019 tarihinde hükümetin aldığı benzin zammı kararıyla patlak verdi. Benzine uygulanan yaklaşık %50 oranındaki fiyat artışı, zaten ekonomik zorluklarla boğuşan halkın tepkisine neden oldu. Yüksek enflasyon, işsizlik ve uluslararası yaptırımların ağır yükü altında ezilen İran halkı için bu zam, bardağı taşıran son damla oldu. İlk olarak ülkenin güneybatısındaki şehirlerde başlayan gösteriler, kısa sürede başkent Tahran dahil olmak üzere pek çok büyük şehre yayıldı.
Gösterilerin Seyri ve Yaygınlığı
- Protestolar, benzin zammına karşı başlamış olsa da, zamanla mevcut hükümetin ekonomi politikalarına ve genel yönetimine karşı bir direnişe dönüştü.
- Katılımcılar arasında işçiler, öğrenciler ve farklı toplumsal kesimlerden insanlar yer aldı.
- Olayların büyümesiyle birlikte güvenlik güçleri, göstericilere karşı sert müdahalede bulundu.
Can Kayıpları ve Hükümetin Tutumu
Uluslararası Af Örgütü, 25 Kasım tarihli raporunda, İran’daki protestolarda en az 143 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu. Örgüt, ölümlerin çoğunun güvenlik güçlerinin gerçek mermi kullanması sonucu meydana geldiğini belirtti ve binlerce kişinin de yaralandığını veya gözaltına alındığını iddia etti. Örgüt, can kaybı sayısının çok daha yüksek olabileceği konusunda endişelerini dile getirdi.
İranlı yetkililer ise bu iddialara karşı çıkarak, ölümlerin sayısının çok daha düşük olduğunu savunmuştu. Daha önce sadece birkaç güvenlik görevlisi ve protestocunun hayatını kaybettiğini belirten yetkililer, Batılı medya kuruluşlarını “yalan haber yaymakla” suçlamıştı. Ancak, daha sonra bazı üst düzey yetkililer, can kayıplarının olduğunu kabul etmiş, ancak sayı vermekten kaçınmıştır.
İnternet Kesintisi ve Uluslararası Tepkiler
Protestoların başlamasıyla birlikte İran hükümeti, gösterilerin organize edilmesini ve dış dünyaya duyurulmasını engellemek amacıyla internet erişimini neredeyse tamamen kesti. Bu durum, bilgi akışını ciddi şekilde kısıtlarken, Uluslararası Af Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlardan sert tepkilerle karşılandı.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, İran güvenlik güçlerinin protestoculara karşı ölümcül güç kullanmasından ve interneti kapatmasından derin endişe duyduğunu dile getirdi. ABD ve diğer Batılı ülkeler de İran’daki insan hakları ihlallerini kınayarak, Tahran yönetimine itidal çağrısı yaptı.
İran, ABD’nin 2018’de nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından uyguladığı ağır yaptırımlar nedeniyle ekonomisi büyük darbe almıştı. Petrol ihracatının ve bankacılık işlemlerinin kısıtlanması, ülke ekonomisini derinden etkileyerek halkın yaşam standartlarını düşürmüştü. Bu durum, mevcut protestoların temelini oluşturan ekonomik hoşnutsuzluğun ana kaynaklarından biri olarak gösteriliyor.