Erzurum Şehir Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Servisi’nde yoğun mesai harcayan 23 yaşındaki hemşire Rümeysa, görevinden arta kalan zamanlarda bambaşka bir dünyaya adım atıyor. Şehir hayatının karmaşası ve mesleğinin getirdiği sorumlulukların yanı sıra, tatillerini Aziziye ilçesine bağlı Güllübağ Mahallesi’ndeki köyünde, ailesinin geleneksel hayvancılık faaliyetlerine destek vererek geçiriyor. Hemşire Rümeysa, hastanede şifa dağıtırken köyünde de kuzuları sağ salim dünyaya getirmesine yardımcı oluyor, böylece modern tıp dünyası ile geleneksel köy yaşamını başarılı bir şekilde harmanlıyor.
Peki, bir hemşire şehir hastanesindeki profesyonel yaşamıyla köydeki çobanlık ve hayvan bakımı sorumluluklarını nasıl bir araya getirebilir? Rümeysa, bu sorunun cevabını yaşam biçimiyle veriyor. Mesleğinin getirdiği zorluklarla başa çıkmak ve ruhsal dinginliği bulmak için köy hayatına sığınıyor. Bu çift yaşam, ona hem mesleki tatmin hem de doğal bir denge sunuyor.
Kimdir Hemşire Rümeysa?
23 yaşındaki Rümeysa, Erzurum Şehir Hastanesi’nde çocuk ve ergenlerin ruh sağlığına destek veren genç bir profesyonel. Mesleğinin inceliklerini öğrenirken aynı zamanda empati ve sabırla hastalara yaklaşıyor. Ancak beyaz önlüğünü çıkardığında, kökenlerine bağlı kalarak ailesinin yüzyıllardır süregelen hayvancılık geleneğini yaşatan bir köylü kızına dönüşüyor.
Şehir Hastanesinden Köy Merasına: İki Dünya Arasında Bir Köprü
Rümeysa’nın ailesi, Erzurum’un Aziziye ilçesine bağlı Güllübağ Mahallesi’nde nesillerdir hayvancılıkla uğraşıyor. Rümeysa da çocukluğunu bu köyde geçirmiş ve hayvan sevgisini buralarda edinmiş. Bu nedenle tatillerini ve boş zamanlarını köyünde geçirmek, onun için sadece bir dinlence değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi. Köyde koyunları otlatmaktan kuzu doğumlarına yardım etmeye, süt sağmaktan peynir, tereyağı ve yoğurt yapımına kadar birçok faaliyete aktif olarak katılıyor.
Doğum Salonundan Doğumhaneye: Kuzuların Hayatına Dokunuş
Koyunların doğum dönemleri, Rümeysa için özel bir anlam taşıyor. Özellikle zorlu geçen doğumlarda devreye girerek, veteriner hekim edasıyla müdahalelerde bulunuyor ve kuzuların sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesine yardımcı oluyor. Bu anları, mesleki bilgisini farklı bir alanda kullanma fırsatı olarak görüyor ve bu durumdan büyük bir keyif aldığını belirtiyor.
Rümeysa, bu deneyimi şu sözlerle ifade ediyor: “Mesleğimde çocukların psikolojik sağlığıyla ilgilenirken, burada da kuzu ve annelerin fiziksel sağlığına destek oluyorum. İki dünya da benim için çok değerli ve ikisinde de kendimi tamamlanmış hissediyorum. Özellikle kuzuların dünyaya geliş anları, hayatın mucizesini tekrar tekrar hatırlatıyor.“
Neden Bu Çifte Yaşam?
Hemşire Rümeysa için köy hayatı, şehirdeki yoğun iş temposunun ve mesleğinin getirdiği stresin panzehiri niteliğinde. Doğayla iç içe olmak, hayvanlarla vakit geçirmek ve ailesine destek olmak ona huzur veriyor. Bu durum, aynı zamanda onun köklerine bağlılığını da simgeliyor. Rümeysa, “Köklerimizi asla unutmamalıyız. Şehirdeki eğitimimiz ve mesleğimiz ne olursa olsun, geldiğimiz yeri ve değerlerimizi hep hatırlamalıyız,” diyerek bu felsefesini açıklıyor.
Gelecek Planları: İki Dünyayı Birleştirmek
Rümeysa’nın gelecek planları da bu çift yaşam vizyonunu yansıtıyor. Hemşirelik mesleğini sürdürürken, köyünde hayvancılığa ve kırsal kalkınmaya destek verecek projelerde yer almayı hedefliyor. Belki de bir gün, sağlık bilgisini hayvan sağlığı alanında da kullanarak bu iki dünyayı daha da iç içe geçirecek.
Mesaide Hasta Bakıyor, Tatilde Koyun Doğurtuyor: Hemşire Rümeysa’nın İki Dünyası Mümkün Mü?
Evet, Erzurum Şehir Hastanesi’nde görevli genç hemşire Rümeysa, mesai saatleri içinde hasta bakarken, tatillerini Aziziye’ye bağlı Güllübağ Mahallesi’ndeki köyünde ailesinin hayvancılık faaliyetlerine destek vererek geçiriyor ve bu iki farklı yaşamı başarıyla sürdürüyor. Modern tıp dünyası ile geleneksel köy yaşamını aynı anda deneyimleyen Rümeysa, hemşirelik kariyeri ve hayvancılık sevgisini birleştirerek, hem kendi ruhsal dengesini sağlıyor hem de köklerine bağlılığını gösteriyor.